[Bağlantıyı görmek için giriş yapın]
Hayatın koşturmacası içinde bazen fark etmeden geçip gidiyoruz yanımızdaki güzellikleri, fırsatları. Oysa Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (sallallâhü aleyhi ve sellem) bir hadis-i şerifinde öyle bir yol gösteriyor ki, hem dünyada hem ahirette insanın içini ısıtacak cinsten. Buyurmuş ki: “Gözleri görmeyen bir kişiye kırk adım yardımcı olup yol gösteren kişinin geçmiş (küçük günahları) bağışlanır.” (Süyûtî, el-Câmiu’s-Sağir)
Düşünsenize, kırk adım… Günlük hayatımızda attığımız adımları saysak, kırk adım birkaç dakikamızı alır belki. Ama bu küçük zaman diliminde, birinin elinden tutup ona rehberlik etmek, Allah katında öyle bir mertebeye yükseliyor ki, geçmişteki küçük günahlarımızın affına vesile oluyor. Ne kadar zarif bir dinimiz var, değil mi? İnsana yardım etmeyi, şefkati, merhameti böylesine yüceltiyor.
Bir gün sokakta yürürken gözleri görmeyen birine rastlasak ve ona “Nasılsın, bir yere mi gidiyorsun, yardım edeyim mi?” desek… Belki o kişi zaten yolunu biliyordur, belki de gerçekten bir desteğe ihtiyacı vardır. Önemli olan o samimiyetle yaklaşmak, bir an olsun onun dünyasına misafir olmak. Çünkü bu hadis bize şunu anlatıyor: İyilik, büyük işler başarmak zorunda değil. Bazen birinin yükünü hafifletmek için attığın küçük bir adım, seni Allah’ın rahmetine götürebilir.
Peki, neden özellikle “gözleri görmeyen” birine yardım etmek bu kadar kıymetli? Belki de bu, bize empatiyi hatırlatıyor. Görmemek, bir insanın hayatındaki en temel zorluklardan biri olabilir. Karanlıkta yolunu bulmaya çalışanın halini anlamak, ona el uzatmak, sadece fiziksel bir yardım değil, aynı zamanda kalpten bir bağ kurmak demek. Peygamber Efendimiz’in bu hadisi, bize insan olmanın inceliklerini öğretiyor: zayıf olanı gözetmeyi, düşeni kaldırmayı, ihtiyaç sahibine omuz vermeyi.
Günlük hayatımızda bu hadisi nasıl yaşayabiliriz diye düşünüyorum. Mesela bir komşumuzun, bir akrabamızın ya da sokakta karşılaştığımız birinin yardımına koşabiliriz. İlla kırk adım yürümek zorunda değiliz belki, ama birine yol göstermek, bir yükünü paylaşmak, hatta sadece güzel bir sözle gönlünü almak bile bu hadisin ruhuna uygun olmaz mı? Neticede, Allah bizim niyetimize bakar. Samimiyetle atılan her adım, o kırk adımı tamamlar.
Hadis-i şerifin sonunda “küçük günahların bağışlanır” denmesi de çok anlamlı. Büyük günahlar için tövbe ve çaba gerekir, ama şu küçük hatalarımız, günlük hayatta fark etmeden yaptığımız o minik yanlışlar… Bir iyilikle silinip gidiyor. Ne güzel bir müjde! Hem birine faydamız dokunuyor hem de kendi ruhumuzu arındırıyoruz.
Sözün özü, Peygamber Efendimiz’in bu hadisi bize şunu söylüyor: İyilik yapmak için büyük fırsatlar beklemeyin. Birinin elinden tutun, yoluna ışık olun. Kırk adımda belki bir hayat değişmez, ama o kırk adımda sizin kalbiniz ve ahiretiniz değişebilir. Hadi gelin, bugün bir iyilik yapalım. Kim bilir, belki o kırk adım bizi cennete bir adım daha yaklaştırır.